İhtisas Tramvayı

Anladığım kadarıyla insanlık

Anoreksi Manken Hastalığı mıdır?

160406

Yeme Bozuklukları ile kabaca Anoreksi ve Bulimia’yı anlıyoruz. İkisi de kişinin fazla kilosunun olduğu ile ilgili yersiz ve değiştirilemeyen endişelerle karakterizedir, Anoreksikler bu nedenle beslenmeyi reddederler, Bulimikler ise beslendikten sonra derin bir pişmanlık duyarak kusma ya da ishal yapıcı ilaçlar alma yoluyla beslenmeyle kilo almayı engellemeye çalışırlar. Bulimia ve Anoreksi aynı kişilerde hayatlarının değişik dönemlerinde ortaya çıkabilir.

Evet, konunun birinci ayağı beden algısı. Beden algısında bozulma derken “Biraz zayıflasam iyi olacak” şeklindeki yaygın düşünceden bahsetmiyorum. Anoreksik bireyler 30’lu kilolara düşüp, kelimenin tam anlaıyla bir deri bir kemik kalmalarına karşın, kemiklerin üzerindeki derilerini iki parmakları ile sıkıştırarak “Kilo vermem gerek” şeklinde düşünebiliyorlar. Bu boyutuyla Anoreksi hayatı tahdit eden ciddi bir hastalıktır. Zaman zaman yoğun bakım ihtiyacı gösterebilir. Beden algısındaki bozulma şiddeti nedeniyle neredeyse muhakeme bozukluğu kapsamına alınabilir.

Önemli bir soru şu: Beden algısında muhakeme bozukluğu sınırına götürecek denli bir bozulma sadece çağımızın güzellik algısının değişmesi ile açıklanabilir mi? Bence hayır. Moda ve popüler figürlerin bedenleri Anoreksi için yatkınlığı arttırabilir ama ibu duruma insanların yaşamlarını riske atmalarına neden olabilecek düzeyde neden olamaz. Burada Anoreksi’nin diğer özelliklerine de bakmayı teklif edeceğim: Anoreksik kadınlar (ve aslında çoğunlukla genç kızlar) metabolik nedenlerle adetten kesilirler. Meme ve kalça dokusundaki yağlar erir. Bu durum kişinin erişkin olarak sekonder cinsel karakterler dediğimiz özelliklerin yitmesi anlamına gelir. Sadece bununla kalmaz, bu kişlerin kiloları aileleri tarafından sıkıca takip edilir, anneler elinde kaşıkla bu kişileri beslemeye çalışırlar. Bazen ileri derecede halsiz kalabildiklerinden altları bezlenebilir. Son derece hafiflemiş olduklarından da kucakta kolaylıkla taşınabilirler…

Gözünüzün önünde bir bebek canlanmış olsa gerek. Evet, bir bakıma bebekliğe gerileme ve özellikle de anne ile kurulan bakım alma-verme ilişkisini tekrar tesis etme halidir Anoreksi. Elbette bireylerin bunu kasıtlı ve bilinçli olarak yapmadıklarını biliyoruz ama Anoreksi’de Bağlanma Kuramı son derece açıklayıcı görünmektedir. Bağlanma kuramına göre 3 yaşına kadar bize bakım verenlerle kurduğumuz ilişki, daha sonrasında diğer bütün yakın ilişkilerimiz için prototip görevi görecektir. Bazı hallerde de bu prototip o kadar sıkıntı verici olabiliyor ki, adeta geri dönüp tekrar inşa etme ihtiyacı olabiliyor işte.

Büyümek otonomi kazanmak ve diğerlerine gereksinimin oldukça azalması demek. Erken çocukluk döneminde karşılanmayan gereksinimler bu çocuğun erişkinliğe geçişine ilişkin ruhsal bir direnç kaynağı olabiliyor. Bu ruhsal direnç adeta bedenin büyümesini engellemeye çalışıyor gibi Anoreksi’de. “Ben halen küçüğüm ve ilgilenmezseniz hayatta kalamayacağım” cümlesinin beden üzerinden kuruluşudur Anoreksi. Ne yazık ki ruhsal bir ihtiyacı beden üzerinden karşılama hayatı tehdit edecek düzeyde zorlayabiliyor bedeni.

Diğeri ile olan ilişkideki gereksinimleri ruhsal düzlemden dillendiremeyince beden dile geliverir bazen. Bunun da korkutucu bedelleri olabiliyor işte.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

Bilgi

This entry was posted on Kasım 21, 2014 by in İhtisas Tramvayı and tagged , , , , , , , , , , , .

Etiketler

6 7 eylul 12 eylül adalet alkol amatem ankara katliamı anonim arketip askerlik avukat aydın aylan kurdi aynalanma Baba bağlanma bağımlılık bebek bedelli askerlik bellek beslenme bireyselci birgün gazetesi bonobo bonzai bottleneck hypothesis bourdieu bystander effect consumerism danışan dedikodu devlet dil direniş doktor DSM dunbar düzenleme düşünce obsesyonu ebeveyn yatırımı erginlenme ritüeli erkeklik ermeni esrar evrimsel psikoloji eşcinsel eş seçimi facebook fallus feminist fluctuating asymmetry FOXP2 freud fıtrat gazete genetik Gezi gezi direnişi gezi parkı grup içi kayırmacılık güvenli bağlanma haset hekim inkar instagram intihar itaat IŞİD işkence kadın kafka kapitalizm Karne kaçıngan bağlanma kimlik kokain konrad lorenz kronos kubler ross kuşakaşan travma kültür lacan laps madımak malpraktis maskulen maslow metacognition metropol milgram milgram deneyi Muzaffer Şerif müzik namus obsesif otorite panik atak paranoya parental investment pembe otobüs pipi polis primat protolanguage psikanaliz psikiyatri psikiyatrist psikoloji psikopat psikoterapi rapunzel Reyhanlı savaş savaş transı selfie sendika serotonin sosyodise stanford hapishane deneyi stereotip stereotipleme süperego sınav sınıf tanrı tanıklık tecavüz tedavi terapi terör Theory of Mind travma twitter tükenmişlik Türkiye Psikiyatri Derneği tütün yas zeus Zihin Kuramı Zimbardo Ögrenci öndil özgecan özgecilik üstbiliş İlaç şef şempanze şeytanlaştırma şiddet şizofreni
%d blogcu bunu beğendi: