İhtisas Tramvayı

Anladığım kadarıyla insanlık

Delikanlı Psikiyatri ile Karı Kılıklı Psikolojinin Amansız Çekişmesi

F1.large (1)

Bazen dost meclislerinde “Benim psikolog arkadaşım da var” deme ihtiyacı duyacak kadar sıkıştırıldığım oluyor. Psikiyatriyle psikologlar arasında bir düşman kardeşlik ilişkisi var gibi. Öncelikle her iki alan da kimliğini diğeri üzerinden kurmaya meyilli. Uç noktalarda psikolog söylemi “psikiyatrist terapi yapmaz, ilaç yazar”, psikiyatrist söylemi de “psikolog konuşur, tedavi edemez” çizgisine yakınsıyor. Düşmanlık boyutu kısaca böyleyken kardeşlik hukuku da aynı alanda iş yapıyor olmaktan kaynaklanıyor. Üstelik ebeveynler de ortak. Psikoterapiyi moderniteye taşıyan figür olan Freud bir hekim. Benim de bir psikiyatrist olarak kütüphanemde ezici ağırlıkla psikiyatristlerden ziyade psikologların yazdığı kitaplar bulunmakta. Mesleklerin isimlerinin sadece son bir kaç harflerinin farklı olması çok da tesadüf değil yani.

Psikolojinin dinleyen, anlayan, destekleyen ama etkinliği müphem bir toplumsal algısı var. Çocuklar Duyması gibi TV dizilerinde bu stereotip danışanın evine kadar gelen, danışanı sürekli haklı gören, onunla dertleşen ve hatta dedikodu yapan bir karaktere bürünebiliyor. Buradan bakınca erkek psikologların feminen biçimde resmedilmesi de şaşırtıcı olmuyor.

Psikiyatrinin ise buyurgan, ilaç veren, zorla hastaneye kapatan, biraz kendi de “delirmiş” yani tekinsiz bir toplumsal algısından bahsedebiliriz. Bu tekinsizlik Hannibal karakteri ile tavan yapıyor sanırım. Bu durumda -hele de psikolojiye göre- bu toplumsal algının oldukça maskülen olduğunu söylemek yanlış olmaz. Psikiyatrist zaten hekimdir. Hekim etimolojik olarak hem hikmet hem de hakim, mahkeme, hüküm ve mahkum sözcükleriyle ortak kökten türetilmiş bir sözcüktür.

Gelelim fallik meselelere. Fallus toplumsal bir gücün toplumsal olarak inşa edilmiş bir göstereni. Yani bir kişinin “adam” olup olmadığını anlamaya yarayan gösterendir. At, avrat, silah üçlemesi tamamen fallus üzerine kuruludur desem daha anlaşılır olacaktır sanırım. Para fallustur, özgüven fallustur, bir duygu olarak öfke bile fallustur. Böyle kadınlara da “erkek gibi kadın” ya da “taşaklı kadın” denmesi tamamen bu nedenle olur zaten. “Göster amcalara pipini” aşamasındaki penis, çocuk toplumsallaştıkça sembolik boyuta taşınır ve artık fallus olmuştur. Penis gösterilmez ama tespih sallanır, küfür edilir ve artık gösterilemeyen penis hep hatırlatılmış olunur. Fallus ya da pipi; kadında olmayanı göstererek toplum tarafından erkek olarak görünür olur birey.

Bu durumda psikologda olmayıp psikiyatristte olan yani psikiyatristi görünür kılan “ilaç” (yazabilme yetkisi) da muazzam bir fallik sembol oluyor. Batıda psikologların ve psikiyatri hemşirelerinin bazı ilaçları düzenleyebilmesi üzerine tartışmalar mevcut iken erkekliğe halel gelme kaygısı son derece belirleyici olan memleketimizde bu tartışmanın yürümesi elbette ki beklenemez. Ve elbette ki psikologlar kamuda “yardımcı sağlık personeli” olarak istihdam edilmelidirler. Ve elbette ki bazı ülkelerde toplum ruh sağlığı ekiplerinin başında sosyal hizmet uzmanlarının bulunması ve psikiyatristin ekip lideri olmaması ülkemizde tartışılamaz bile. Ve elbette ki bir ruh sağlığı yasası olacaksa bir psikologun bir psikiyatrist nezareti olmadan bağımsız çalışabilmesi tartışılamaz. Evet, pek çok psikiyatrist psikologlardan bireysel terapi alırken bile tartışılamaz. Bu aile içindeki mahrem bir durumdur, ulu orta konuşulmamalı.

Enteresan biçimde psikiyatrinin diğer tıp branşları tarafından algılanması da görece feminen; Ameliyatı yok, bedensel muayene yapmaz, bütün gün dert dinler… Psikiyatri psikolojiyle karşılaştırıldığında ancak fallus sahibi olabiliyor gibi.

Psikiyatristler psikologlarla karıştırılmalarına karşılaştırılmalarından daha fazla öfkelenebiliyorlar. Bunun başlıca nedeni kimliğin psikologda olmayan üzerinden inşa edilmiş oluşu. Hrant Ermeni kimliğinde Türk zulmünden başka bir öge de olmalı derken ne kadar isabetli bir noktaya işaret etmişti. O zaman “Benim psikolog arkadaşım da var” yerine “Ben de -kabul buyururlarsa- psikologum” demek daha sağlıklı galiba. Ya da sıkça kullandığım tabire yönelmek: Hepimiz ruh sağlığı çalışanıyız işte. Ruha bir fenomen olarak gönderme yapsak da varlığını sürekli sorgulayan ruh sağlığı çalışanları… Bu da başka bir yazının konusu olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on Şubat 9, 2016 by in Jiyan and tagged , , , , , , , , , .

Etiketler

6 7 eylul 12 eylül adalet akupunktur alkol amatem ankara katliamı anonim arketip AVM avukat aylan kurdi aynalanma bağlanma bağımlılık bebek beslenme bireyselci birgün gazetesi bonobo bonzai bottleneck hypothesis bourdieu bystander effect Cochrane Handbook for Systematic Reviews of Interventions consumerism danışan dedikodu devlet de Waal dil direniş doktor dunbar düzenleme ebeveyn yatırımı erginlenme ritüeli erkeklik ermeni esrar evrimsel psikoloji eğitim eşcinsel eş seçimi facebook fallus feminist fluctuating asymmetry FOXP2 freud fundemental attribution error fıtrat gazete geleneksel tıp genetik Gezi gezi direnişi gezi parkı haset hekim inkar intihar itaat işkence kadın kahrolsun bağzı şeyler kapitalizm kapuçin kardeş psikolojisi Karne kimlik kokain konrad lorenz kronos kubler ross kuşakaşan travma kültür lacan madımak malpraktis maskulen maslow metaanaliz metropol milgram milgram deneyi Muzaffer Şerif müzik namus obsesif oksitosin otorite panik atak paranoya parental investment paul ekman pembe otobüs pipi plasebo polis primat protolanguage psikanaliz psikiyatri psikiyatrist psikoloji psikopat psikoterapi pubmed randomize kontrollü çalışma rapunzel Reyhanlı savaş savaş transı sendika serotonin sham sosyodise stanford hapishane deneyi stereotip stereotipleme süperego sınıf tanıklık tecavüz tedavi terapi terör Theory of Mind travma twitter tükenmişlik Türkiye Psikiyatri Derneği tütün uyku deprivasyonu yas yaşlılık Zihin Kuramı Zimbardo zürafa öndil öteki özgecan üstbiliş İlaç şef şempanze şeytanlaştırma şiddet şizofreni
%d blogcu bunu beğendi: