İhtisas Tramvayı

Anladığım kadarıyla insanlık

Rakı Adabı, Devlet, Kültür ve Evrim

Beer-street-and-Gin-lane

Resim 1751 yılında İngiliz ressam Hogarth tarafından yapılan “Beer Street and Gin Lane” isimli tablo. Dönem hükümetinin distile içkileri sübvanse etmesinin olası felaketleri anlatılmaya çalışılmış. Soldaki Beer Street’de sağlıklı ve mutlu insanları görürken, soldaki Gin Lane’de yoksul, sağlıksız, mutsuz ve hatta aklını yitirmiş insanların tam ortasında bebeğinin muhtemel ölümüne kayıtsız kalan bir anne yerleştirilmiş. 18. yy.da Cin üretiminin sübvansiyonu Cin Deliliği (Gin Craze) adı verilen toplumsal bir çöküşe neden olmuş.

Dolayısıyla keyif verici madde politikaları bağımlığın yanı sıra kan yoluyla bulaşan hastalıklardan suç oranlarına, gebelik komplikasyonlarından işgücü kaybına kadar pek çok ayrı başlık altında tartışılması gereken bir konu. Yine de diğer başlıkların tamamının ağırlığının bağımlılık tarafından doğrudan belirleniyor oluşu nedeniyle tartışmayı sadece keyif verici maddelerin bağımlılık yapıcı etkileri üzerinden sürdüreceğim. Ne kadar indirgenirse indirgensin konunun karmaşıklığı nedeniyle mutlak bir sonuca varmak yerine tartışmalara bilimsel zemin oluşturan bir içerik üretebilmeyi umuyorum. Yazılarımın akış şemasını insanlık tarihine denk düşürmeye gayret ederim, o zaman evrimsel psikoloji ile başlayalım:

Meyve sineğinden insana kadar pek çok farklı hayvanda bulunan alkol dehidrogenaz enziminin tek bir amacı var: Vücuttaki (ya da vücuda giren) etil alkolü asetaldehit’e çevirmek (1). Barsaklardaki mikrop florasının eser miktarda ürettiği etil alkol kana karışmaktadır (2). Bu eser miktar haricinde alkol tüketim yoluyla ne zamandır insanın hayatında? Tarım devrimi ile bira üretimi bundan yaklaşık 10 Bin yıl önceye dayanıyor. Dolayısıyla evrimsel olarak oldukça yani bir uyaran. Kanazawa ve Hellberg -otomobil, sosyal medya ya da bilgisayar gibi- insan evriminde görece yeni uyaranların daha zeki insanlar tarafından daha hızla benimsendiğini öne sürmekte (3). Yazarlar farklı çalışmalarda çocuklukta ya da erişkinlikte yaşıtlarına göre daha zeki bulunanların ileride alkol tüketimi ile ilişkili oluşunu da bu perspektiften yorumluyor.

Yine de insanın alkol tüketimi tarım devriminden önceye tarihlenebilir. Yakın tarihte Göbeklitepe buluntuları henüz tarım devrimi gerçekleşmeden de avcı-toplayıcıların bira ürettiklerini ortaya çıkardı (4). Bu şu demek; avcı toplayıcı atalarımız sene boyunca birer ikişer toplayarak belki bir avuç biriktirebildikleri yabani bitkilerin tohumlarını bir araya getirip, belki senede bir kez mayalayarak bira üretip ortaklaşa tüketiyorlardı. Bağımlılık kapsamına alınamayacak kadar düşük bir tüketim, buna rağmen tutkuyla uğraşı gerektiriyor.

goblekitepe6

Belki de alkol tüketimi için doğanın kendi fermentasyonu yeterli olabilirdi. Bu durumda alkol tüketimini daha da geriye tarihlemek gerekecek. Örneğin Malezya yağmur ormanlarında yaklaşık %3 oranında alkol barındıran çiçek tomurcukları ile beslenen bazı sincap türlerinin toksik dozlarda alkole maruz kalabildikleri (ve yine de toksikasyon bulgusu göstermedikleri) gözlenmiştir (5). Yine Afrika Fillerinin bol şeker içeren ve fermente olduğunda oldukça alkol barındırabilen Marula ağacının meyvelerini tükettikleri gözlenmektedir (6).

Evrimsel psikiyatrinin önde gelen isimlerinden Brune’ye göre yüksek alkol içeren alkollü içeceklerin ancak distilasyon ile mümkündür (7).  Hem yüksek alkol oranı hem de içeceklerin endüstriyel kitlesel üretiminin insanlık tarihinde yeni olduğunu ve bağımlılık sorununa bu iki unsurun yol açtığını öne sürmektedir. Alkolün yanı sıra kokainin etken maddesini içeren Erythroxylum coca gibi psikoaktif bitkileri kısıtlı miktarlarda tüketiminin adaptif olabileceğini vurgular. Yazara göre bu bitkiler grup bağlanmasını ve kooperasyonu arttırmaktalar. Amazon yerlilerinin geleneksel içeceği olan Ayahuasca üzerine gözlemler Brüne’nin hipotezini destekler niteliktedir. İçerdiği dimetil triptofan (DMT) ve β-karbolin etken maddeleri ile halusinojen nitelikte olan bu içeçek kültürel bağlamının dışında kullanıldığında psikotik belirtilere yol açarken, kültürel bağlamı olan şaman ayinlerinde kullanıldığında ruh sağlığı açısından koruyucu rolü olabilir (8).

Kültürel bağlamdan bahsetmeye başladıysak keyif verici maddelerin kullanılmasının akıbetinin en önemli belirleyicilerinden birine geldiğimizi söyleyebilirim. Keyif verici bir maddenin halüsinatif etkilerinin neye yol açacağının en önemli belirleyenlerinden birisi kişinin bu deneyimi nasıl anlamlandırdığıdır (9). Kültür pek çok deneyimi olduğu gibi madde ile ilişkili yaşantıları da anlamlandırmak için hazır bir set sunar ve kültürel bağlam içerisinde keyif verici maddelerin tüketiminin sonuçları farklı olabilir. Bu konuda iyi bir örnek Güney Amerika’nın Mapuçe yerlilerinin alkolle imtihanı olmuştur (10). İspanyol istilacıların gelişi ile 400 yıl önce alkolle tanışan Mapuçe yerlileri, başlangıçta alkol tüketiminin toplumsal dezorganizasyon etkilerini yaşasalar da kültürel bir evrim sonucu bunların üstesinden gelebilmişlerdir. Önce alkol tüketimi ile ilişkili ritüel festivaller oluşmaya başlamış, ardından alkol tüketimi sosyalleşme ve kasaba ziyaretleri ile ilişkilendirilmiş ve sosyal olmayan alkol tüketimi kültürel olarak katı biçimde yasaklanmıştır.

Aydin-Boysan

Türkiye’de de sıklıkla vurgulanan “sofra” ya da “rakı adabı” benzer bir amaca hizmet ediyor olabilir. Burada cereyan eden aslında gençlerin daha büyüklerin denetiminde alkol tüketmesi ve ritüelistik (ve dolayısıyla mizaha uygun) bazı düzenlemelerle alkol tüketim hız ve miktarının kontrol altında tutulması olabilir. Gerçekten de farklı kültürler alkol tüketimine yönelik farklı hızlarda evrilmiş olabilir. Bir çalışmada yaş ve sosyokültürel durumdan bağımsız olarak İtalya’da bireylerin yaşamlarındaki ilk alkol tüketim anısının olumlu değerlerle ilişkiliyken, Finlandiya’da ilk alkol tüketiminin sıklıkla entoksikasyon belirtileriyle ilişkili olduğu saptanmış (11). Bu toplumsal terbiye insana özgü olmayabilir de. Afrika’da dişleri nedeniyle avlanarak öldürülen fillerin yavrularının yaşlıların denetimleri olmadan ergen sürüleri halinde yetiştiklerinde köylere amaçsız saldırıp insanları öldürmekten gergedanlara tecavüze kadar pek çok davranış bozukluğu sergiledikleri gözlenmiş (12), hatta bu durum bağımlılık yaşayan ergenleri modellemek için kullanılmıştır (13). Dolayısıyla kültürel bağlam olmaksızın madde ile temas bağımlılık ve davranış bozuklukları açısından fazladan risk barındırıyor olabilir.

Bazen biyolojik ve kültürel evrim aynı yöne doğru çalışıyor olabilir, ki bu duruma “gen-kültür eş-evrimleşmesi” (gene-culture coevolution) denmekte. Uzakdoğulu bireylerin alkolle imtihanı bu perspektiften açıklanabilir.  Uzakdoğuluların alkol toleransları daha düşüktür, alkol tüketince kızarıverirler. Alkol tüketimine bağlı yüz kızarması Asetaldehit birikimine bağlı olmaktadır. Uzakdoğulularda alkolü asetaldehite çeviren ADH enziminin çok hızlı çalışması sonucu bu kişilerin alkole karşı duyarlı oldukları bilinmektedir. Bu hızlı çalışan ADH geninin frekansı ise o bölgede pirinç yetiştiriciliğinin tarihi ile doğrudan ilişkili bulunmuştur. Yani uzakdoğulular pirinç yetiştiriciliği sonrası alkolü tolere edememeye başlamışlar gibi görünmekte (14). Sonuç olarak insan evriminin son birkaç bin yıllık süreci de dahil olmak üzere alkol metabolizmasının evrilmekte olduğunu düşünmek için yeterli nedenimiz var gibi duruyor.

Kültürel bağlamı içerisinde ya da değil, keyif verici maddelerle ilgili yerleşik algıyı sarsabilecek başka verilerden de bahsetmek mümkün. İngiltere yürütülen bir çalışmaya göre bir tütün ürünü kullananların %31’i, eroin kullananların %23’ü, kokain kullananların %16’sı, esrar kullananların ise %9’u bağımlı (15). Başka bir çalışma ise tolerans (bağımlılıkta aynı keyif verici etkiyi görmek için giderek artan dozlarda kullanım gerekliliği), yoksunluk (bedendeki madde miktarı azalınca oluşan fiziksel ya da psikolojik rahatsızlık verici yaşantılar) ve bağımlılık (maddeyi bırakmakta zorluk ya da bırakmışken tekrar kullanmaya başlama eğilimi) gibi parametrelerde esrar bağımlılığının tütün ürünlerinden daha yönetilebilir olduğunu göstermiş durumda (16). Başka bir çalışma bir maddeyi ilk kez kullanımın bağımlılığa evrilme oranlarını nikotin için %67, alkol için %22, kokain için %20, esrar için %8 olarak belirlemiş durumda (17). Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya çapındaki ölümlerin %8’i tütün, %3’ü alkol ve %1’inden az bir kısmı da yasa dışı maddeler nedeniyle gerçekleşmekte(18). Bütün bu veriler keyif verici maddelerle ilgili yasal düzenlemelerin dayanaklarını yeniden sorgulamayı gerektiriyor gibi görünmekte.

Bu ve benzeri verilere dayanan David Nutt ata binmenin madde kullanımından daha riskli olduğunu hesaplamıştır (19). Aslında bunu hesap olarak adlandırmakla hakkını teslim etmemiş oluruz. Nutt bu yazısında ata binme bağımlılığı (Equine Addiction Syndrome) olarak tanımladığı “equasy”’nin bireye fiziksel zarar verme riskiyle extasy’yi karşılaştırmış ve extasy’yi daha masum bulmuştur.

Dahası ironiyi toplumun ata binmenin zararlarını hesaplayamadığını öne sürerek yasaklanmasını önermeye kadar sürdürmüştür. Journal of Psychopharmacology jurnal olalı böyle makale görmemiştir, eminim. Söylemi yeterince sivri değilmiş gibi ironiyi dozunu da tavandan veren Nutt’un kırdığı cevizler bununla da kalmıyor, makalenin yayınlandığı sırada kendisi Sağlık Bakanlığı Keyif Verici Maddeler Baş Danışmanı sıfatına sahip. Elbette uzun sürmüyor, daha sonra özür dileyecek olsa da görevden alınmıştır.

Son olarak ülkemizde alkole ilişkin yasal düzenlemelere gerekçe olarak Batı dünyasındaki diğer ülkeler örnek gösterilmekle beraber DSÖ verilerine göre (20) ülkemizde alkol tüketiminin oldukça düşük olduğu ve alkol bağımlılığının bir halk sağlığı sorunu düzeyinde bulunmadığını hatırlatmak isterim.

Ekran Resmi 2016-05-22 15.55.53

(21)Örneğin üstteki haritadan alkol tüketiminin oldukça yoğun olduğunu anlayabildiğimiz Rusya’yı mercek altına aldığımızda 15-34 yaş arasındaki ölümlerin neredeyse tamamen alkolle ilişkili olduğunu görebiliyoruz (21).

Ekran Resmi 2016-05-22 16.07.31

Rusya örneğinde alkol düzenlemelerini tartışmanın zemini bulunabilir. Kaldı ki tartışılsa bile insanların özgür iradeleriyle bağımlı olmayı tercih edebilmeleri de mümkündür. Burada konu son yıllarda tartışılan sıcak bir başlığa geliyor: “Bağımlılıkta özgür irade var mıdır?” O başlık başka bir tartışmayı hak ederken, Türkiye’deki alkol düzenlemeleri -hadi adını koyalım, kısmi yasaklamaları- tıbbi değil ideolojik saiklerle gerçekleşiyor gibi gözükmekte olduğunu ifade ederek bu faslı kapatayım.

KAYNAKLAR

1- Crabb, D. W., Matsumoto, M., Chang, D., & You, M. (2004). Overview of the role of alcohol dehydrogenase and aldehyde dehydrogenase and their variants in the genesis of alcohol-related pathology. Proceedings of the Nutrition Society, 63(01), 49-63.

2- Tillonen, J. (2000). Ethanol, Acetaldehyde and gastroinestinal Flora. Regulatory Factors and Pathophysiological Consequences of Microbial Ethanol Oxidation and Acetaldehyde Production in the Digestive Tract. Helsinki: University of Helsinki, Finland.

3- Kanazawa, S., & Hellberg, J. E. (2010). Intelligence and substance use. Review of General Psychology, 14(4), 382.

4- Dietrich, O., Heun, M., Notroff, J., Schmidt, K., & Zarnkow, M. (2012). The role of cult and feasting in the emergence of Neolithic communities. New evidence from Göbekli Tepe, south-eastern Turkey. Antiquity, 86(333), 674-695.

5- Wiens, F., Zitzmann, A., Lachance, M. A., Yegles, M., Pragst, F., Wurst, F. M., … & Spanagel, R. (2008). Chronic intake of fermented floral nectar by wild treeshrews. Proceedings of the National Academy of Sciences, 105(30), 10426-10431.

6- Morris, S., Humphreys, D., & Reynolds, D. (2006). Myth, Marula, and Elephant: An Assessment of Voluntary Ethanol Intoxication of the African Elephant (Loxodonta africana) Following Feeding on the Fruit of the Marula Tree (Sclerocarya birrea)*. Physiological and Biochemical Zoology, 79(2), 363-369.

7- Brüne, M. (Ed.). (2008). Textbook of evolutionary psychiatry: The origins of psychopathology. Oxford University Press, USA.

8- McKenna DJ. Clinical investigations of the therapeutic potential of ayahuasca: rationale and regulatory challenges. Pharmacol Ther 2004; 102:111-129.

9- Becker, H. S. (1967). History, culture and subjective experience: An exploration of the social bases of drug-induced experiences. Journal of health and social behavior, 163-176.

10- Lomnitz, L. (1973). Alcohol and culture: The historical evolution of drinking patterns among the Mapuche. In M.W. Everett., J.O. Waddell and D.B. Heath (eds.), Cross-Cultural Approaches to the Study of Alcohol: An Interdisciplinary Perspective. The Hague: Mouton.

11- Rolando, S., Beccaria, F., Tigerstedt, C., & Törrönen, J. (2012). First drink: What does it mean? The alcohol socialization process in different drinking cultures. Drugs: education, prevention and policy, 19(3), 201-212.

12- Siebert, C. (2006). An Elephant Crackup?. The New York Times Magazine, 8, 42-48.

13- Mayeda, S., & Sanders, M. (2007). Counseling difficult to reach adolescent male substance abusers. Counselor, 8(2), 12-18.

14- Peng, Y., Shi, H., Qi, X. B., Xiao, C. J., Zhong, H., Run-lin, Z. M., & Su, B. (2010). The ADH1B Arg47His polymorphism in East Asian populations and expansion of rice domestication in history. BMC evolutionary biology, 10(1), 15.

15- Anthony, J., Warner, L., Kessler, R. (1994) Comparative epidemiology of dependence on tobacco, alcohol, controlled substances, and inhalants: Basic findings from the National Comorbidity Survey. Experimental & Clinical Psychopharmacology, 2 (3): 244-268.

16- Hall, W. (1999) Assessing the health and psychological effects of cannabis use, in: Kalant, H., Corrigal, W.A., Hall, W., Smart, R.G. (Eds.). The health effects of cannabis, pp. 3-17 (Toronto, Centre for Addiction and Mental Health).

17- Lopez-Quintero, C., de los Cobos, J. P., Hasin, D. S., Okuda, M., Wang, S., Grant, B. F., & Blanco, C. (2011). Probability and predictors of transition from first use to dependence on nicotine, alcohol, cannabis, and cocaine: Results of the National Epidemiologic Survey on Alcohol and Related Conditions (NESARC). Drug and alcohol dependence, 115(1), 120-130.

18-World Health Organization. (2002). The world health report 2002: reducing risks, promoting healthy life. World Health Organization.

19- Nutt, D. (2009). Equasy-An overlooked addiction with implications for the current debate on drug harms. Journal of Psychopharmacology, 23(1), 3.

20- World Health Organization. (2014). Global status report on alcohol and health, 2014.

21- Zaridze, D., Brennan, P., Boreham, J., Boroda, A., Karpov, R., Lazarev, A., … & Peto, R. (2009). Alcohol and cause-specific mortality in Russia: a retrospective case–control study of 48 557 adult deaths. The Lancet, 373(9682), 2201-2214.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Etiketler

6 7 eylul 12 eylül adalet akupunktur alkol amatem ankara katliamı anonim arketip AVM avukat aylan kurdi aynalanma bağlanma bağımlılık bebek beslenme bireyselci birgün gazetesi bonobo bonzai bottleneck hypothesis bourdieu bystander effect Cochrane Handbook for Systematic Reviews of Interventions consumerism danışan dedikodu devlet de Waal dil direniş doktor dunbar düzenleme ebeveyn yatırımı erginlenme ritüeli erkeklik ermeni esrar evrimsel psikoloji eğitim eşcinsel eş seçimi facebook fallus feminist fluctuating asymmetry FOXP2 freud fundemental attribution error fıtrat gazete geleneksel tıp genetik Gezi gezi direnişi gezi parkı haset hekim inkar intihar itaat işkence kadın kahrolsun bağzı şeyler kapitalizm kapuçin kardeş psikolojisi Karne kimlik kokain konrad lorenz kronos kubler ross kuşakaşan travma kültür lacan madımak malpraktis maskulen maslow metaanaliz metropol milgram milgram deneyi Muzaffer Şerif müzik namus obsesif oksitosin otorite panik atak paranoya parental investment paul ekman pembe otobüs pipi plasebo polis primat protolanguage psikanaliz psikiyatri psikiyatrist psikoloji psikopat psikoterapi pubmed randomize kontrollü çalışma rapunzel Reyhanlı savaş savaş transı sendika serotonin sham sosyodise stanford hapishane deneyi stereotip stereotipleme süperego sınıf tanıklık tecavüz tedavi terapi terör Theory of Mind travma twitter tükenmişlik Türkiye Psikiyatri Derneği tütün uyku deprivasyonu yas yaşlılık Zihin Kuramı Zimbardo zürafa öndil öteki özgecan üstbiliş İlaç şef şempanze şeytanlaştırma şiddet şizofreni
%d blogcu bunu beğendi: