İhtisas Tramvayı

Anladığım kadarıyla insanlık

Umut Kendi Sebebini Doğurur

umut

Kaynak: https://infograph.venngage.com/p/81876/is-american-football-a-religion

Karamsarlık da umut gibi bulaşıcıdır. O yüzden bir insanın karamsar olması nadiren sadece kendi derdidir. Peki,  insan neden karamsar olur? İlk aklıma gelen nedenlerinden birisi hayal kırıklığını tolere edecek ego gücüne sahip olamayışıdır. Bazıları için umuda kapılmak ve sonrasında hayal kırıklığına uğramak o kadar yıpratıcıdır ki, hayal kırıklığı riskine bulaşmamanın en sağlam yöntemi baştan hayallere kapılmamak olacaktır. Zaten o kız bana bakmaz, o sınavı kazanmam mümkün değil diye diye geçer ömür. İşin fenası bu durumlar bir tür kendini gerçekleştiren kehanet olarak da çalışabilir. “O kız bana bakmaz” diye hissettiğinde, o kız karşısında özgüvensiz veya kendisine ilgisiz birini görecek ve sonuç olarak da muhtemelen kendisine gerçekten de bakmayacaktır. Kazanılması mümkün olmadığı düşünülen o sınava da çalışmak için yeterince motivasyon bulmak mümkün olmaz, sonuç olarak da o sınav gerçekten kazanılamayabilir.

Bazen narsistik karamsarlıklar vardır. Burada narsist imkansız bir senaryo yaratır ve bu imkansız senaryonun içinden geçebilmiş olan kendisi böylelikle kahramanlaşır. Mesela evet, iyi bir proje hazırlamıştır fakat öncesinde etrafındakilere bu projenin olanaksızlığını öyle bir vurgulamıştır ki, bu projeyi yaparak adeta görevlerini tamamlayan Herakles mertebesine erişmiştir. Narsizmi pek besleyen meslek erbabında bu durumu sıkça görürüz. O kazanılması imkansız bir davadır, fakat bizim dahi avukat imkansızı başararak davayı kurtarmıştır. Bu tedavisi mümkün olmayan bir durumdur fakat allahtan ki doktorların en iyisine denk geldiğimizden bizi şifaya kavuşturmuştur. Bunun daha hafif formunu “10 dakika daha geç kalsaydınız hastayı kaybederdik” diyen doktorda görürüz. Hastayı Azrail’in elinden dakika farkla almış olmak kendini çok daha iyi hissettiriyordur muhtemelen, bu yüzden her zaman değilse de genellikle gereksiz biçimde kullanılır bu ifade.

Başka bir karamsarlık biçimi de felaket tellallığı şeklinde kendini belli eder. Felaket tellallı diğerinin yüreğine korku ya da karamsarlık enjekte eder. Felaket tellallığının en az iki ayrı dinamik sonucu gerçekleşebileceğini düşünüyorum. Bağımlı kişilik yapısına sahip insanlar, bağlandıkları kişilerle daha yakın olabilmek için bazı trajedilere ihtiyaç duyabilirler. O yüzden de ortada trajedi yokken de trajedi olasılığı türeterek bu yakınlaşmayı tesis etme umudu taşıyabilirler. Önce endişeyi enjekte eder, sonra da dert ortağı olarak kendilerini yakın hissederler. Felaket tellallığı  bazen de “yansıtmalı özdeşim” (projektif identifikasyon) sonucu vücut bulur. Yansıtmalı özdeşimde kişi kendi başa çıkamadığı durumu karşısındakine yaşatarak onun başa çıkmasına öykünür. (Bu arada yansıtmalı özdeşim bir savunma mekanizmasıdır ve kişi bunu bilinçli olarak yapamaz.) Bu örnekte kendisi çok kaygılı olan kişi kendi de farkında olmadan yansıtmalı özdeşim ile felaket tellallığı yapar ve diğerlerinin kaygıyla nasıl başa çıktığına bakar. “O ben kanser olmasın?” ısrarlarına karşı “Kanserse de bir tedavisi vardır elbette” yanıtını duymak kendi bedensel kaygılarıyla baş edebilmesini kolaylaştıracaktır. Kendi kaygısını -geçici de olsa- yatıştırmasının yolu önce o kaygıyı diğerine enjekte etmek, sonra da onun bu kaygıyla baş etme yöntemini içselleştirmektir yani.

Şimdiye kadar bireysel düzlemde tarif ettiğim bu durumun toplumsal izdüşümleri de var elbette. Karamsarlık konusu politik ortam ve seçimler üzerinden toplumsal bir öneme sahip. Referandum sonrası geçilen yeni sistem beklenmedik sonuçlarla toplumsal muhalefetin dirilmesine yol açtı. Fakat bir hayal kırıklığını tekrar tolere etmek kolay olmayabileceğinden muhalif hissedenler iyimser olmaya dair endişeliler. Burada önemli nokta iyimserliğin kendisinin seçim sonucunu belirleyebilen bir unsur olabileceği. Örneğin 2013 yılında seçimin sonuçlarına ilişkin iyimser olanların sandığa gitme olasılığının daha yüksek olduğunu bildiren bir çalışma yayımlandı. Başka bir çalışmada da seçim sonucunun yakın farkla belirleneceğini öngören seçmenlerin sandığa gitme olasılığının daha fazla olduğu gösterildi.

Anlayacağınız üzere karamsar olmak, karamsar olunası durumları bizzat yaratabiliyor. Umutlu olmanın ise hayal kırıklığı gibi bir maliyeti var. Bu tabloda umutlu olunabilecek başka bir unsur ise insanların hayal kırıklığına karşı toleranslarının artmış olması. Ülkede yaşamaya devam edenlerde hayal kırıklığına ilişkin bir tür “Demirden korksak trene binmezdik” havası oturmuş durumda sanki.

Kendi kanaatim insanın tekrar umutlanamamasından daha büyük bir bedel olamayacağı yönünde. Teselli bulunur, insan umutlanamayacak kadar örselenmesin yeter ki…

O zaman motorları maviliklere sürmekten, artık şarkı dinlemek değil söylemek istemekten bahsedilen günler kutlu olsun efendim!

Bu yazıya da Aretha Franklin’in Think’i gider kanaatindeyim. Buyrunuz:

2 comments on “Umut Kendi Sebebini Doğurur

  1. Zişan
    Haziran 14, 2018

    çok iyi gitmiş… 🙂 teşekkürler. Şimdi dönüp Blues Brothers’ı yeniden seyretmek istiyorum.

  2. Geri bildirim: 3 Temmuz 2018 Salı (478. Hafta) | _Kainatın Tüm Seslerine, Renklerine ve Titreşimlerine_ AÇIK RADYO

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiketler

6 7 eylul 12 eylül adalet ahmet şık alkol amatem ankara katliamı anonim arketip avukat aydın aylan kurdi aynalanma Baba bağlanma bağımlılık bebek bedelli askerlik bellek beslenme bireyselci birgün gazetesi bir zamanlar anadoluda bonobo bonzai bottleneck hypothesis bystander effect danışan dedikodu devlet dil direniş doktor DSM dunbar düzenleme düşünce obsesyonu ebeveyn yatırımı erginlenme ritüeli erkeklik ermeni esrar evrimsel psikoloji eşcinsel eş seçimi facebook fallus feminist fitness indicator fluctuating asymmetry FOXP2 freud fıtrat gazete genetik geoffrey miller Gezi gezi direnişi gezi parkı haset hekim inkar instagram intihar itaat IŞİD işkence kadın kafka kapitalizm Karne kimlik kokain konrad lorenz kronos kubler ross kuşakaşan travma kültür lacan laps madımak malpraktis maskulen maslow memur metacognition metropol milgram milgram deneyi Muzaffer Şerif müzik namus obsesif otorite panik atak paranoya parental investment pembe otobüs pipi polis primat protolanguage psikanaliz psikiyatri psikiyatrist psikiyatrize etmek psikoloji psikopat psikoterapi rapunzel Reyhanlı savaş savaş transı selfie sendika serotonin stanford hapishane deneyi stereotip stereotipleme süperego sınav sınıf tanıklık tavus kuşu tecavüz tedavi terapi terör Theory of Mind tramvay problemi travma twitter tükenmişlik Türkiye Psikiyatri Derneği tütün yas zeus Zihin Kuramı Zimbardo zindelik göstergeleri Ögrenci öndil özgecan üstbiliş İlaç şef şempanze şeytanlaştırma şiddet şizofreni
%d blogcu bunu beğendi: